SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ

TURKISH ASSOCIATION OF SOCIAL WORKERS

Sosyal Ağlar:

KADIN BEDENİ ÜZERİNDEKİ DENETİME KARŞI: SAĞLIK HAKKI, BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ VE KADINLARIN ÖZERKLİĞİNİN GÜÇLENMESİNDEN YANAYIZ!

;
Bu Sayfa 133 Kez Görüntülendi.

KADIN BEDENİ ÜZERİNDEKİ DENETİME KARŞI: SAĞLIK HAKKI, BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ VE KADINLARIN ÖZERKLİĞİNİN GÜÇLENMESİNDEN YANAYIZ!

NEDEN BU AÇIKLAMAYI YAPIYORUZ?

Son dönemde Türkiye’de bir hekimin kadın genital mutilasyonu uyguladığını kamuoyuna açık biçimde ifade etmesiyle birlikte, kadın bedeni, bedensel özerklik, sağlık hakkı ve tıbbi müdahalelerin sınırları üzerine çeşitli tartışmalar gündeme gelmiştir. Kadın bedeninin bütünlüğünü ve özerkliğini doğrudan ilgilendiren bu tartışmaların, yalnızca tıbbi bir uygulamanın mümkün olup olmadığı üzerinden yürütülmesini yeterli bulmuyoruz.

Sosyal hizmet uzmanları olarak bizler, kadınlarla hak temelli, güçlendirici ve kadınların özneleşmesini merkeze alan çalışmalar yürütüyor; kadınların yaşamları ve bedenleri üzerindeki karar hakkını, insan onurunu ve bedensel bütünlüğünü savunuyoruz. Bu nedenle, kadın bedenine yönelik müdahalelerin toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve iktidar ilişkilerinden bağımsız ele alınamayacağına inanıyor; kamuoyunda yürütülen bu tartışma vesilesiyle mesleki perspektifimizi ortaya koyma sorumluluğu hissediyoruz.

Bu açıklamayı, kadınların bedenleri üzerinde kurulan her türlü denetimi sorgulamak; sağlık hizmetlerinin kadınların bedenlerini toplumsal normlara göre biçimlendiren değil, kadınların sağlık hakkını, bedensel özerkliğini ve güçlenmesini destekleyen bir alan olması gerektiğini vurgulamak amacıyla yapıyoruz.

Kadın bedenine yönelik müdahaleler, tarih boyunca yalnızca bireysel sağlık meseleleri gibi gösterilerek, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ve iktidar ilişkilerinin bir parçası olarak şekillenmiştir. Kadınların bedenleri; doğurganlıklarından cinselliklerine, gebeliklerinden doğumlarına, bedenlerinin görünümünden yaşlanma süreçlerine kadar farklı biçimlerde toplumsal normların, ataerkil değerlerin ve kurumsal iktidar ilişkilerinin konusu haline getirilmiştir.

Bugün kadın bedeninin denetimi yalnızca aile, toplum, hukuk veya kültürel normlar aracılığıyla gerçekleşmemektedir. Sağlık alanı da bu denetimin üretildiği ve yeniden üretilebildiği alanlardan biri olabilmektedir. Tıbbın ve sağlık hizmetlerinin kadınların yaşamlarını ve sağlıklarını koruma ve geliştirme yönündeki vazgeçilmez rolü tartışmasızdır. Ancak sağlık hizmetlerinin, bilimsel ve etik gerekliliklerin sınırlarından uzaklaşarak kadın bedenini belirli toplumsal, kültürel, estetik veya cinsel normlara göre biçimlendiren müdahalelere alan açması, üzerinde durulması gereken ciddi bir hak ve etik sorunudur.

Tam da bu nedenle, kadın bedenine yönelik tıbbi müdahaleleri yalnızca "tıbben yapılabilir" olup olmadığı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Müdahalenin hangi toplumsal ihtiyaçtan doğduğu, kimin tarafından tanımlandığı, kimin yararına olduğu, kadınların bu süreçte ne ölçüde özne olarak kabul edildiği ve kadınların bedenleri üzerindeki karar hakkının nasıl konumlandırıldığı da sorgulanmalıdır.

Kadın perspektifinden bakıldığında, kadın bedeninin denetimi bir iktidar meselesidir. Kadınların bedenleri üzerinde neyin "normal", "güzel", "uygun", "sağlıklı" veya "düzeltilmesi gereken" olduğuna ilişkin ölçütler, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden bağımsız değildir. Bu ölçütlerin sağlık alanında uzmanlık bilgisi ve tıbbi otorite aracılığıyla yeniden üretilmesi ise kadınların bedenleri üzerindeki denetimin daha görünmez ve meşru hale gelmesine neden olabilir.

Ataerkil iktidarın denetim pratikleri bireyleri doğrudan baskı altına almanın yanında; bedenleri, sağlık pratiklerini, nüfusları ve yaşam süreçlerini düzenleyerek de işlemektedir. Bu açıdan sağlık sistemleri, yalnızca iyileştiren ve koruyan kurumlar değil, aynı zamanda hangi bedenlerin nasıl yaşaması, nasıl görünmesi ve nasıl davranması gerektiğine ilişkin normların üretildiği alanlar haline gelebilir. Kadın bedeni söz konusu olduğunda bu durum, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle birleşerek kadınların bedenleri üzerindeki özerkliğin zayıflamasına yol açabilir.

Kadınların yaşam deneyimlerinin ve bedenlerinin giderek daha fazla tıbbi tanımlar ve müdahaleler üzerinden ele alınması, sağlık hizmetlerinin sınırlarının genişlemesine neden olabilmektedir. Elbette tıbbi müdahalelerin tamamı medikalizasyon olarak değerlendirilemez ve kadınların ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi temel bir haktır. Ancak tıbbi gerekliliği bulunmayan, bilimsel kanıta dayanmayan veya esas olarak toplumsal normlara uyum sağlama amacı taşıyan müdahalelerin "sağlık hizmeti" çerçevesinde sunulması, kadınların bedenleri üzerindeki karar hakkı açısından ciddi sorular ortaya çıkarmaktadır.

Bu noktada kadınların özgür ve bilgilendirilmiş onamı temel bir ilkedir; ancak tek başına yeterli bir güvence olarak görülemez. Bir kadının bir müdahaleye onam vermesi, o kararın içinde bulunduğu toplumsal koşullardan bağımsız olduğu anlamına gelmez. Kadınların bedenleri hakkında karar verirken karşı karşıya kaldıkları güzellik normları, cinsiyetçi beklentiler, toplumsal baskılar ve ekonomik eşitsizlikler de dikkate alınmalıdır. Feminist yaklaşım, kadınların kararlarını sorgulamak veya kadınların özerkliğini sınırlamak için değil; bu kararların gerçekleştiği güç ilişkilerini görünür kılmak için gereklidir.

Kadın genital mutilasyonu, kadın bedeninin toplumsal ve kültürel normlar doğrultusunda kontrol edilmesinin en ağır biçimlerinden biridir. Bu pratikler ataerkil ideolojiden beslenen, beden bütünlüğünü ve temel insan haklarını ihlal eden ciddi bir şiddet biçimidir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da kadın genital mutilasyonunun sağlık çalışanları tarafından gerçekleştirilmesi ve tıbbileştirilmesi açık biçimde reddedilmektedir.

Burada özellikle vurgulanması gereken nokta, bir uygulamanın sağlık çalışanları tarafından gerçekleştirilmesinin onu kendiliğinden tıbbi, etik veya meşru hale getirmeyeceğidir. Tıbbi bilgi ve sağlık kurumlarının otoritesi, bilimsel dayanağı olmayan veya zarar verme riski taşıyan uygulamalara meşruiyet kazandırmak için kullanılamaz.

Kadın genital mutilasyonu bu nedenle yalnızca belirli bir uygulamaya ilişkin bir tartışma değildir. Aynı zamanda kadın bedeninin kim tarafından, hangi gerekçeyle ve hangi sınırlar içinde tanımlanabileceğine ilişkin daha geniş bir meselenin parçasıdır. Kadın bedenine yönelik müdahalelerin sağlık hizmeti adı altında sunulması, kadınların bedenleri üzerindeki denetimin sağlık sistemi aracılığıyla yeniden üretilmesi riskini beraberinde getirdiğinde, bu durum kadını merkeze alan bir perspektifle sorgulanmalıdır.

Sağlık hakkını savunmak, sağlık hizmetlerinin her türlü müdahaleyi gerçekleştirme özgürlüğünü savunmak anlamına gelmez. Sağlık hakkı; beden bütünlüğünü, bedensel özerkliği, ayrımcılıktan uzak olmayı, bilimsel ve güvenilir bilgiye erişimi, özgür ve bilgilendirilmiş onamı ve sağlık hizmetlerinde zarar vermeme ilkesini de içerir. Kadınların sağlık hakkının korunması, kadınların bedenleri üzerinde karar veren değil, kadınların kendi bedenleriyle ilgili karar süreçlerinde özne olmasını sağlayan bir sağlık sistemi kurulmasını gerektirir.

Feminist sosyal hizmet tam da bu noktada önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Feminist sosyal hizmet, bireysel deneyimleri toplumsal güç ilişkilerinden bağımsız ele almaz; kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, şiddeti ve hak ihlallerini ataerkil yapıların, toplumsal cinsiyet normlarının ve kurumsal güç ilişkilerinin bir parçası olarak değerlendirir. Bu yaklaşım, kadınları kendi yaşamlarının ve bedenlerinin öznesi olarak kabul eder ve kadınların güçlenmesini, özerkliğini ve haklarını merkeze alır.

Bu çerçevede sağlık alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının rolü, kadınların bedenleri üzerindeki tıbbi ve kurumsal otoriteyi yeniden üreten ilişkileri ve işleyişi tanımlamak; kadınların haklarını ve özerkliğini güçlendirmek, sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları ayrımcılık ve eşitsizliklerle mücadele etmek ve kadın merkezli hizmet modellerinin geliştirilmesine katkı sunmaktır.

Kadınların sağlık hizmetlerine erişiminde temel yaklaşım, kadınların ihtiyaçlarını ve deneyimlerini merkeze alan; toplumsal cinsiyete duyarlı, travma bilgili, hak temelli ve ayrımcılık karşıtı bir anlayış olmalıdır. Kadınların bedenleri, sağlık politikalarının ve uygulamalarının üzerinde şekillendiği nesneler değil; hak sahibi özneler olarak kabul edilmelidir.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Kadın Komisyonu olarak, kadın bedeninin ataerkil normlar doğrultusunda denetlenmesine ve kadınların bedensel özerkliğini zedeleyen her türlü uygulamaya karşı olduğumuzu ifade ediyoruz. Kadın bedenine yönelik tıbbi müdahalelerin bilimsel kanıt, mesleki etik, zarar vermeme ve insan hakları ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Kadın genital mutilasyonu başta olmak üzere, kadınların beden bütünlüğüne zarar veren uygulamaların sağlık hizmetleri aracılığıyla normalleştirilmesini veya meşrulaştırılmasını kabul etmiyoruz. Bununla birlikte, kadınların bedenlerine ilişkin kararlarını yalnızca bireysel tercihler üzerinden değerlendiren; bu tercihlerin içinde şekillendiği toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ve iktidar ilişkilerini görmezden gelen yaklaşımların da kadınların gerçek anlamda güçlenmesine hizmet etmediğinin altını çiziyoruz.

Bizler, kadınların bedenleri üzerinde söz ve karar sahibi olabildiği; sağlık hizmetlerinin kadınları denetleyen değil, haklarını ve özerkliklerini güçlendiren bir yapıya kavuştuğu; kadınların sağlık hakkının beden bütünlüğü ve insan onuruyla birlikte korunduğu bir sağlık sistemini savunuyoruz.

Çünkü kadın bedeni üzerinde kurulan her türlü denetim, aynı zamanda kadınların yaşamları ve özgürlükleri üzerinde kurulan bir denetimdir.

Kadınların bedensel özerkliği, beden bütünlüğü ve sağlık hakkı tartışmaya açık değildir.

TUTUMUMUZ AÇIKTIR: KADIN BEDENİ ÜZERİNDE HİÇBİR DENETİMİ KABUL ETMİYORUZ

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Kadın Komisyonu olarak, kadın genital mutilasyonu başta olmak üzere, kadınların beden bütünlüğünü ve bedensel özerkliğini ihlal eden; bilimsel ve etik temeli bulunmayan, zarar verme riski taşıyan ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini yeniden üreten hiçbir uygulamayı kabul etmiyoruz. Kadın bedenine yönelik herhangi bir müdahalenin sağlık hizmeti adı altında sunulmasının, tek başına o uygulamayı etik, bilimsel veya meşru hale getirmeyeceğini vurguluyoruz.

Kadınların bedenleri üzerindeki karar hakkını savunmak, kadınların içinde bulunduğu toplumsal koşulları ve iktidar ilişkilerini görmezden gelmek anlamına gelmemektedir. Aksine, kadınların gerçek anlamda güçlenmesi; kararlarının toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden, şiddetten, baskıdan ve ayrımcılıktan bağımsız olarak şekillenebileceği koşulların yaratılmasını gerektirir. Bu nedenle kadınların bedensel özerkliğini savunurken, bu özerkliği zedeleyen toplumsal ve kurumsal güç ilişkilerini de görünür kılmaya devam edeceğiz.

Bizler, sosyal hizmet uzmanları olarak kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde söz sahibi olduğu; sağlık hizmetlerinin kadınları denetleyen, normlara uymaya zorlayan veya bedenlerini biçimlendiren değil, haklarını ve özerkliklerini güçlendiren bir yapıya kavuştuğu bir sağlık sistemi savunuyoruz.

Kadınların beden bütünlüğü, bedensel özerkliği, sağlık hakkı ve insan onuru tartışmaya açık değildir.

Kadın bedeni üzerinde kurulan her türlü denetime, kadınların beden bütünlüğünü ve özerkliğini zedeleyen her türlü uygulamaya karşıyız.

Kadınların kendi bedenleri ve yaşamları hakkında özgür, bilgili ve güvenli biçimde karar verebildiği; haklarının ve özerkliklerinin güçlendirildiği bir yaşamdan ve sağlık sisteminden yanayız.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Kadın Komisyonu


YORUMLAR

İlk Yorum Yapan Siz Olun.


İletişim:

Meşrutiyet Mah.Karanfil Sk.Zafir İş Merkezi
(Dost Kitapevi Karşısı) Kat:4 No:86 Kızlay/Ankara

0 530 200 1886
info@shuder.org

Üyesi Olduğumuz Kuruluşlar:

Sosyal Ağlar:

her hakkı saklıdır©shuder.org